SULFURUN ONEMI

Organik Sülfürün Önemi

slider3

Sülfür ile ilgili belki de en iyi çalışma halen devam eden(bu yazı yazılırken 12. yılında olan) “Canlı Kan Hücreleri Matriks” çalışmasıdır. Bu çalışma hiçbir şekilde bilimsel olmamakla birlikte çok sayıda farklı hastalık için sülfür kullanımından faydalanmış olanlardan toplanan anektod özellikli kanıtlardan oluşmaktadır.

Esasında sülfür, proteinlerin ve diğer besin maddelerinin ve gazların zarlardan hücrelere geçmesini sağlar. Sülfür olmaksızın hücre zarları derimsi ve daha az geçirgen olarak hücreleri anaerobik (oksijensiz kalma) olmaya ve asit metabolik atık biriktirmeye zorlarlar. Bu, hücrelerin ya kanser hücrelerine dönüşmesine ya da bozulup ölmesine yol açabilir. Sülfür vücutta depolanmaz; bu nedenle yiyecek ve içme suyuyla her gün bolca sülfür almadığımız zaman hücrelerin bozulmasına neden olur. Bu da vücudumuzda hastalıklara ve yaşlanmaya yol açar. Sülfür doğal olarak kireçli suda bulunur. Suyun kısmen kireçli olduğu bazı Akdeniz ülkelerinde kalp hastalığı ve bunama görülme sıklığı daha düşüktür. Sülfür bakımından zengin su kaynakları (Sülfür Kaynakları) olan İzlanda, bir Forbes raporuna göre dünyadaki en sağlıklı ülkedir (İzlanda’yı Finlandiya ve İsveç takip etmektedir).

 

Suyu yumuşatma, suyun florlanması ve klorlanması suyun tüm sülfürünü alır. Sülfür yetersizliğinin, büyükşehirlerde ve topluluklarda görülmesinin nedeni budur. Kimyasal gübre kullanılmayan dönemlerde yiyecekler toprakta bulunan sülfür bakımından zengin dışkı gübresinin toprağa uygulanmasıyla yetiştiriliyordu. Kimyasal gübrelerin ve tarım ilaçlarının geniş kullanımı, yiyeceklerimizdeki hemen hemen tüm sülfürü yok etti. Bu besin maddelerinde sülfür olarak ne kaldıysa da besin işleme, ısıtma ve muhafaza yöntemleri ile yok ediliyor. 1954 yılında ABD’de kimyasal gübreler zorunlu kılınınca kanser ve diğer belli başlı yapı bozucu hastalıkların görülme sıklığı yüzde 4000 gibi yüksek bir oranda arttı. Finlandiya, modern çifçilik yöntemlerinin ve besin üretiminin temel tehlikelerini kabul eden dünyadaki ilk ülkelerden biri oldu. 1985 yılında, ABD’de bulunan seviyelerdekine benzer oranda yapı bozucu hastalıklarda aynı aşırı yüksek artış oranından telaşa kapılan Finlandiya, kimyasal gübrelerin kullanımı bütünüyle yasakladı. Bu, hastalık oranlarının 1985 yılındakinin onda birine düşmesiyle sonuçlandı. Bugün Finlandiya sadece dünyadaki en sağlıklı nüfuslardan biri olmakla övünmekle kalmayıp Avrupa’da organik olarak yetiştirilen ürünleri sağlayan lider ülke konumundadır.

 


Sülfür, vücutta hücrelerin oksijeni etkili bir şekilde kullanmasını ve hasar gördüğünde tamir edilmesini sağlar. Aslında vücutta yeteri kadar sülfür olmadığında iyileşme meydana gelemez. Çoğunlukla organik olarak yetiştirilmiş besinleri yemiyor, doğal, ıslah edilmemiş su içmiyorsanız vücudunuzu optimal sağlık ve canlılık seviyesinde koruyamayabilirsiniz.

 

Yaşlanmanın kişinin yaşıyla ilgisi çok azdır. Yaşlanma aslında, vücudun organlarının ve sistemlerinin beslenmesini gittikçe artan şekilde engelleyen ve hücreleri kendi atık ürünlerini tutmaya zorlayan beslenme yetersizliği sendromudur. Sülfür hücre beslenmesini ve atık atılımını düzenleyen tek mineraldir. Bunu başarılı bir şekilde yapmak için vücut her gün 750 mg sülfüre gereksinim duyar. Sülfür hücrelerden, hatta yağ hücrelerinden ve beyin hücrelerinden toksinleri çeker. Dolaşımı ve enzim faaliyetini artırır, bağışıklık sistemini güçlendirir, yaralanmalardan sonraki iyileşme dönemini kısaltır, kas ağrısını ve kırgınlığı azaltır, sağlıklı saç ve tırnak büyümesine destek olur, kanser, osteoporoz, depresyon, Parkinson hastalığı, Alzheimer hastalığı ve diyabet tedavilerine yardımcı olur. Sülfür yetersizliği birçok hastalıkta rol oynar. Hemen hemen bütün hastalıklar enflamasyon sebebiyledir.

 

Çevremizdeki toksinler, gıda katkı maddeleri, yiyeceklerin üzerine ve havaya sıkılan tarım ilaçları ve zararlı bitki ilaçları, uçakla püskürtülen kimyasallardaki toksinler (örneğin aluminyum oksit ve baryum), aşılar, cep telefonları ve kablosuz cihazlarla yaratılan radyasyon toksinleri, vb. hepsi vücuttaki sülfürü tüketir. Her gün sadece vücudumuzun içinde ortaya çıkan atıkları yok etmek için çok fazla sülfüre ihtiyacımız olduğunu unutmayın. Doğal olmayan yollarla sağlanan toksinlerle baş etmek için geriye çok fazla sülfür kalmıyor. Bu durumda bu toksinler karaciğeri, böbrekleri, kalbi ve beyni yoruyor. Vücut sağlığını tekrar kazanmak ve yaşlanma sürecini yavaşlatmak için karaciğeri, safra kesesini, kolonu ve böbrekleri temizlemek çok önemlidir. Bununla birlikte organik olarak yetiştirilmiş besinler ve ıslah edilmemiş su içmek sağlıklı kalabilmek için en temel yoldur. Sülfür bakımından zengin vejetaryen besinlere brokoli, karnabahar, kıvırcık lahana, Brüksel lahanası, su teresi ve turp dahildir. Bununla birlikte bir hastalıktan muzdaripseniz ve vücudunuzdaki hasar görmüş hücrelerin iyileşme ve tamir sürecini desteklemek için fazladan sülfüre ihtiyacınız varsa günlük diyetinizin bir parçası olarak organik sülfür kristallerini yaşamınıza besin takviyesi olarak katabilirsiniz.